Yazılara dön

Siyaset Felsefesi / İletişim

Dolaylı Tutum Stratejisi: Trump, Macron, Erdoğan ve Putin Üzerinden Karşılaştırmalı Bir Okuma

Bu makale, Trump, Macron, Erdoğan ve Putin'in iletişim tarzlarını dolaylı tutum stratejisi açısından karşılaştırır; doğrudan baskı, manevra alanı bırakma, hesaplı belirsizlik, ima ve çerçeve kurma kavramları üzerinden ders niteliğinde bir analiz sunar.

Yazar: FilozofKral 5 Temmuz 2026 Etiket: siyasal iletişim

Özet tez

Dolaylı tutum stratejisi, “lafı dolandırmak” değildir. Daha doğru tanımı şudur:

Mesajın sertliğini değil, muhatapta doğuracağı savunma basıncını yönetme sanatıdır.

Bu stratejide amaç, karşı tarafı mutlaka memnun etmek değildir. Amaç, karşı tarafın kendi konumunu tamamen kaybetmeden geri adım atabileceği, pozisyon değiştirebileceği veya müzakereye dönebileceği bir manevra alanı bırakmaktır.

Bu yüzden İngilizcedeki face-saving kavramını Türkçeye doğrudan “yüz koruma” diye çevirmek zayıf kalır. Türkçede daha işlevsel karşılıklar şunlardır:

İngilizce kavramDaha doğal Türkçe karşılıkAçıklama
Faceİtibar alanı / toplumsal konumKişinin başkaları önündeki saygınlık pozisyonu
Face-savingManevra alanı bırakma / onurlu çıkış yolu açmaMuhatabı köşeye sıkıştırmadan geri adım atabilir hale getirme
Face-threatening actSavunmaya iten hamleKişiyi fikrini değil, kendini savunmaya zorlayan söz veya davranış
Politenessİlişki yönetimiKabalıktan kaçınmanın ötesinde, iletişimin sürdürülebilirliğini koruma
Strategic ambiguityHesaplı belirsizlikBilerek her şeyi söylememek; karşı tarafa veya kamuoyuna yorum alanı bırakmak
FramingÇerçeve kurmaOlayın nasıl anlaşılacağını belirleyen anlatı kurma

Bu makalenin temel iddiası şudur: Trump, Macron, Erdoğan ve Putin'in her biri dolaylı tutum stratejisini kullanır; fakat aynı amaçla, aynı yoğunlukta ve aynı ahlaki zemin üzerinde kullanmaz. Trump daha çok doğrudan baskı ve cepheleştirme üretir. Macron diplomatik manevra alanı açar. Erdoğan bağlama göre doğrudanlık ile dolaylılığı birlikte kullanır. Putin ise hesaplı belirsizlik, tarihsel çerçeveleme ve caydırıcı ima üzerinden en yoğun fakat en sert dolaylılık biçimini sergiler.

1. Kavramsal çerçeve: dolaylı tutum stratejisi nedir?

Dolaylı tutum stratejisini anlamak için önce şu ayrımı yapmak gerekir:

Dolaylılık zayıflık değildir.

Doğrudanlık da her zaman açıklık değildir.

Bir lider çok açık konuşuyor gibi görünebilir ama aslında tartışmayı daraltıyor olabilir. Başka bir lider çok dolaylı konuşuyor gibi görünebilir ama aslında müzakere alanını genişletiyor olabilir.

Bu yaklaşım, iletişim kuramında birkaç temel gelenekle ilişkilidir. Erving Goffman'ın face-work yaklaşımı, bireylerin toplumsal ilişkilerde yalnızca bilgi aktarmadığını, aynı zamanda kendi toplumsal konumlarını ve karşı tarafın konumunu yönettiklerini gösterir. Brown ve Levinson çizgisindeki nezaket kuramı da bazı söz eylemlerinin muhatabın itibar alanını tehdit ettiğini; bu yüzden yumuşatma, dolaylama veya telafi edici dil kullanımına ihtiyaç duyulduğunu savunur. Ting-Toomey'nin çatışma ve kimlik yönetimi üzerine çalışmaları ise çatışmanın çoğu zaman yalnızca çıkar çatışması değil, aynı zamanda itibar alanı çatışması olduğunu vurgular. [1]

Burada “itibar alanı” kavramı kritik önemdedir. İnsanlar çoğu zaman yalnızca bir öneriye karşı çıkmazlar; kendilerine biçilen role, kaybettirilen saygınlığa veya toplum önünde düşürüldükleri pozisyona karşı çıkarlar. Bu nedenle dolaylı tutum stratejisi şu ilkeye dayanır:

İnsanların fikir değiştirmesi için bazen haklı argüman değil, onurlu çıkış yolu gerekir.

Bu noktada “çerçeve kurma” kavramı da devreye girer. Robert Entman'ın çerçeveleme yaklaşımına göre iletişim, gerçekliğin bazı yönlerini seçip öne çıkarırken bazı yönlerini geri planda bırakır; böylece muhatabın olayları nasıl okuyacağını yönlendirir. [2] Siyasi liderler yalnızca konuşmaz; olaylara ad verir, fail seçer, mağdur seçer, tehdit seçer ve çözümün hangi zeminde aranacağını belirler.

Dolaylı tutum stratejisinin ana araçları şunlardır:

  1. Manevra alanı bırakma: Muhatabı tamamen haksız, çaresiz veya küçük düşmüş göstermemek.
  2. Hesaplı belirsizlik: Her şeyi açık söylemeyerek hem baskı hem esneklik üretmek.
  3. İma yoluyla yönlendirme: Mesajı doğrudan söylemeden hedef kitlenin anlamasını sağlamak.
  4. Çerçeve kurma: Tartışmanın hangi ahlaki, tarihsel veya politik zeminde yapılacağını belirlemek.
  5. Stratejik sessizlik: Hemen cevap vermeyerek karşı tarafın pozisyonunu, kamuoyu tepkisini veya diplomatik zemini ölçmek.
  6. Savunma eşiğini düşürme: Muhatabın kendini savunma refleksini tetiklemeden etki üretmek.

Bu araçların tamamı olumlu değildir. Dolaylı tutum bazen olgun diplomasiye hizmet eder; bazen de manipülasyon, tehdit, örtmece veya sorumluluktan kaçma aracına dönüşebilir. Eisenberg'in stratejik belirsizlik üzerine çalışmaları, belirsizliğin örgütlerde ve ilişkilerde bazen farklı grupları aynı çatı altında tutabildiğini, fakat bunun açıklık ve doğruluğun yerini tamamen alamayacağını gösterir. [3]

Bu nedenle şu ayrım makalenin omurgasını oluşturur:

Yapıcı dolaylılık, karşı tarafa manevra alanı açar.

Baskıcı dolaylılık, karşı tarafı belirsizlik ve korku içinde hesap yapmaya zorlar.

Macron daha çok birinci tipe, Putin daha çok ikinci tipe yakındır. Erdoğan iki tip arasında bağlama göre geçiş yapar. Trump ise dolaylılıktan çok doğrudan cepheleştirme stratejisine dayanır.

2. Karşılaştırmalı ölçek

Aşağıdaki puanlama kesin bir nicel ölçüm değildir. Konuşma tarzı, diplomatik pratik, kamuya açık söylem ve literatürdeki değerlendirmelere dayalı analitik bir sınıflandırmadır. 1 düşük, 5 yüksek yoğunluğu gösterir.

LiderDoğrudan baskıManevra alanı bırakmaHesaplı belirsizlikİma ve sembolik çerçeveGenel dolaylı tutum yoğunluğu
Donald Trump51.52.52.52
Emmanuel Macron2.54.5444
Recep Tayyip Erdoğan4 iç politikada / 2.5 dış politikada3.544.54
Vladimir Putin2.5 söz düzeyinde / 5 caydırıcılık düzeyinde3554.5

Bu tabloyu doğru okumak gerekir. Yüksek dolaylılık puanı, otomatik olarak daha iyi iletişim anlamına gelmez. Putin'in yüksek puanı, onun daha uzlaşmacı olduğunu değil; belirsizlik, ima, tarihsel anlatı ve tehdit dilini daha sistematik kullandığını gösterir. Macron'un yüksek puanı ise daha çok diplomatik manevra alanı açma becerisiyle ilgilidir. Erdoğan'ın puanı bağlama göre değişen çift katmanlı söylemden gelir. Trump'ın düşük puanı ise onun iletişim gücünün dolaylılıktan değil, doğrudan çatışma ve net cepheleştirmeden beslendiğini gösterir.

3. Donald Trump: doğrudan baskı, düşük manevra alanı

Trump'ın iletişim tarzı dolaylı tutum stratejisinin neredeyse ters kutbunda durur. Onun temel stratejisi karşı tarafın savunma eşiğini düşürmek değil, çoğu zaman yükseltmektir. Çünkü Trump'ın söylemi çoğunlukla müzakere üretmekten çok saflaştırma, cepheleştirme ve sadakat testi üretir.

2017'deki başkanlık yemin konuşmasında Trump, iktidarın Washington'daki küçük bir gruptan alınıp Amerikan halkına geri verildiğini söyleyerek klasik popülist “halk ve elitler” karşıtlığını kurdu. Aynı konuşmada “American carnage” ifadesiyle ülkenin durumunu sert bir kriz çerçevesine yerleştirdi ve “America First” formülünü yönetici ilke olarak sundu. [4] Bu dilde manevra alanı sınırlıdır. Muhatap ya halkın yanında ya da düzene ait elitlerin yanında konumlanır.

Trump'ın güçlü olduğu yer şudur: Mesajı bulanıklaştırmaz. Kısa, sert, kolay tekrar edilebilir ve medyada hızla dolaşıma girebilir ifadeler üretir. Trump söylemi üzerine yapılan çalışmalar da onun kısa cümleler, basit kelimeler ve gayriresmi tonla popülist mesajı güçlendirdiğini vurgular. [5] Sağ popülist liderler üzerine yapılan analizlerde bu tür doğrudan, duygusal ve çoğu zaman norm aşan üslubun destekçiler tarafından “sahicilik” işareti olarak algılanabildiği belirtilir. [6]

Fakat dolaylı tutum stratejisi açısından Trump'ın zayıf noktası da buradadır. Trump muhatabına çoğu zaman onurlu geri çekilme yolu bırakmaz. Rakibi “yanılıyor” olmaktan çok “hain”, “elit”, “sahte”, “başarısız” veya “halk düşmanı” bir konuma itilir. Bu, destekçileri mobilize eder; fakat karşı tarafın pozisyon değiştirmesini zorlaştırır. Çünkü kişi artık fikrini değil, kimliğini savunmaya başlar.

Trump yine de tamamen dolaylılıktan uzak değildir. Onun dolaylılık biçimi daha çok pazarlık belirsizliği şeklindedir. Yani her şeyi önceden söylemeyerek karşı tarafı tahmin yapmaya zorlar. Ancak bu, Macron'daki gibi diplomatik nezaket veya Erdoğan'daki gibi çok katmanlı dengeleme değildir. Trump'ın belirsizliği çoğu zaman “ne yapacağını kestirtmeme” üzerinden baskı üretir.

Trump, dolaylı tutum stratejisinden çok doğrudan baskı stratejisini kullanır. Belirsizliği ise ilişkiyi korumak için değil, pazarlık üstünlüğü sağlamak için devreye sokar.

Trump'ın iletişim modelinden alınacak ders açıktır: Doğrudanlık kısa vadede görünürlük, sadakat ve enerji üretir; fakat uzun vadede müzakere zemini, güven ve karşı tarafın geri adım atabilme kapasitesini zayıflatabilir.

4. Emmanuel Macron: diplomatik manevra alanı ve katmanlı dil

Macron, Trump'ın tersine, dolaylı tutum stratejisini daha rafine biçimde kullanan liderlerden biridir. Onun üslubu sert cepheleştirmeden çok kavramsal çerçeveleme, koşullu ifade, denge kurma ve muhataba geri adım alanı bırakma üzerine kuruludur.

Macron'un siyasi tarzını anlamak için Fransız siyasetinde onunla özdeşleşen “en même temps” ifadesi önemlidir. Bu ifade “aynı zamanda”, “öte yandan” veya “bununla birlikte” gibi anlamlara gelir. Macron bu formülle çoğu zaman iki zıt görünen pozisyonu aynı anda kavramsallaştırmaya çalışır. Bu yaklaşım onun merkezci siyasetini, sağ-sol ayrımını aşma iddiasını ve çatışmaları tamamen keskinleştirmeden yönetme isteğini gösterir. Ancak eleştirmenlere göre aynı tarz bazen belirsiz, teknokratik veya anlaşılması zor bir dil de üretebilir. [7]

Macron'un dolaylı tutum stratejisinde üç ana unsur vardır.

Birincisi, kavramsal yükseltmedir. Sorunu doğrudan taraflar arası çatışma olarak değil, daha geniş bir tarihsel, Avrupaî veya kurumsal mesele olarak çerçeveler. Örneğin Avrupa'nın “stratejik özerkliği” üzerine konuşurken meseleyi yalnızca Fransa'nın çıkarı olarak değil, Avrupa'nın kendi güvenlik ve karar alma kapasitesi olarak sunar. [8] Bu, muhataplara “sen yanlışsın” demeden yeni bir tartışma zemini kurar.

İkincisi, hesaplı belirsizliktir. Macron, Ukrayna savaşı bağlamında Avrupa'nın bazı konularda sınırlarını her sabah açıkça tanımlamak zorunda olmadığını söyleyerek stratejik belirsizliği savunmuştur. [8] Bu yaklaşımın amacı, karşı tarafa tüm seçenekleri önceden göstermemek ve müttefikler için de esnek hareket alanı bırakmaktır.

Üçüncüsü, ilişki yönetimidir. Macron'un diplomatik üslubu üzerine yapılan bazı değerlendirmeler, onun ortak zemin arama, yumuşak beden dili, doğrudan aşağılamadan kaçınma ve muhatabı açıkça sıkıştırmadan düzeltme gibi becerilerine dikkat çeker. [9] Bu, dolaylı tutum stratejisinin yapıcı biçimine yakındır.

Fakat Macron modelinin de sorunu vardır. Fazla katmanlı dil, geniş kavramsal çerçeveler ve uzun cümleler kamuoyunda mesafe duygusu yaratabilir. Macron'un konuşma tarzına dair bazı analizler, onun dilinin daha soyut, daha uzun cümleli ve gündelik somutluktan daha uzak olabildiğini belirtir. [10] Bu da dolaylı tutumun klasik riskidir: Muhatabı köşeye sıkıştırmamak isterken, mesajın sıradan yurttaşa uzak ve seçkinci görünmesi mümkündür.

Macron, dolaylı tutum stratejisini diplomatik manevra alanı açmak, çatışmayı kavramsal düzeye taşımak ve karşı tarafı açıkça küçük düşürmeden yönlendirmek için kullanır.

Bu modelin dersi şudur: Dolaylılık müzakere üretir; fakat fazla soyutlanırsa ikna gücünü kaybedebilir. İyi dolaylı tutum, muhataba alan bırakırken mesajın merkezini kaybettirmemelidir.

5. Recep Tayyip Erdoğan: çift katmanlı söylem ve bağlama göre dolaylılık

Erdoğan'ın iletişim tarzı tek bir kategoriyle açıklanamaz. Çünkü Erdoğan iç politika ile dış politikada farklı yoğunluklarda doğrudanlık ve dolaylılık kullanır.

İç politikada Erdoğan çoğu zaman yüksek doğrudanlık, güçlü kutuplaştırıcı çerçeveler ve açık hedefleme kullanır. Popülizm üzerine yapılan içerik analizleri, Erdoğan'ın seçim konuşmalarında “halk merkezli” söylemin güçlü olduğunu ve anti-elitist retoriğin özellikle belirli dönemlerde arttığını gösterir. [11] Bazı eleştirel çalışmalar ise Erdoğan'ın söyleminde muhalefet karşıtlığı, kutuplaşma ve dışlayıcı dil unsurlarının belirginleştiğini savunur. [12]

Ancak dış politikada Erdoğan'ın dili çok daha dolaylı ve çok katmanlıdır. Türkiye'nin NATO üyeliği, Rusya ile ilişkileri, Batı ile gerilimleri, bölgesel güç olma iddiası ve arabuluculuk rolleri aynı anda yürütüldüğü için, dış politika söyleminde hesaplı belirsizlik ve denge dili daha fazla öne çıkar. Jeffrey Mankoff ve Max Bergmann'ın Türkiye üzerine değerlendirmesi de Ankara'nın NATO ve Batı bağlarını sürdürürken Rusya ve Çin gibi aktörlerle ilişkilerini kullanarak stratejik belirsizlikten yararlandığını belirtir. [13]

Erdoğan'ın en güçlü çerçeve kurma örneklerinden biri “Dünya beşten büyüktür” söylemidir. Bu ifade, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesine yönelik doğrudan bir sistem eleştirisi içerir; fakat bunu yalnızca belirli bir ülkeye saldırı olarak değil, küresel adalet meselesi olarak çerçeveler. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kaynaklarında da bu söylem BM reformu ve daha adil bir uluslararası düzen çağrısıyla ilişkilendirilir. [14] Erdoğan'ın BM konuşmalarında da bu tema “daha adil bir dünya mümkündür” fikriyle birlikte kullanılmıştır. [15]

Bu söylemin dolaylı tutum açısından etkisi şudur: Hedef bellidir, ama hedef yalnızca isim verilerek daraltılmaz. Mesaj hem iç kamuoyuna hem İslam dünyasına hem Batı'ya hem de uluslararası kurumlara aynı anda gider. Bu, Erdoğan'ın iletişiminde sık görülen bir özelliktir: tek cümle, birden fazla muhatap.

Erdoğan'ın dolaylı tutum stratejisinde üç ayrı kanal bulunur:

Birincisi, iç kamuoyuna doğrudanlıktır. Burada amaç müzakere değil, mobilizasyondur. Söz net, ayrım keskin, taraflar belirgindir.

İkincisi, dış politikada dengeleme dilidir. Türkiye aynı anda farklı aktörlerle ilişki kurduğu için, her kapıyı tamamen kapatmayan bir söylem tercih edilir.

Üçüncüsü, ahlaki çerçeve kurmadır. Erdoğan sık sık meseleleri yalnızca teknik çıkar hesapları olarak değil, adalet, mazlumiyet, egemenlik veya küresel eşitsizlik bağlamında kurar. Bu, doğrudan eleştiriyi daha geniş bir ahlaki anlatı içine yerleştirir.

Erdoğan, dolaylı tutum stratejisini bağlama göre kullanır: iç politikada doğrudan mobilizasyon, dış politikada hesaplı belirsizlik ve çok muhataplı çerçeveleme öne çıkar.

Bu modelin dersi şudur: Aynı lider farklı sahnelerde farklı dil kullanabilir. Bu yüzden dolaylı tutum stratejisini analiz ederken yalnızca liderin kişiliğine değil, konuşmanın sahnesine, muhatabına ve hedeflenen sonuca bakmak gerekir.

6. Vladimir Putin: hesaplı belirsizlik, tarihsel çerçeve ve caydırıcı ima

Putin, bu dört lider içinde dolaylı tutum stratejisini en yoğun ama en sert biçimde kullanan isimdir. Ancak burada dolaylılık, Macron'daki gibi karşılıklı manevra alanı üretmekten çok, karşı tarafın hesap yapmasını zorlaştıran bir baskı aracı hâline gelir.

Putin'in söyleminde üç unsur belirgindir: tarihsel anlatı, güvenlik tehdidi çerçevesi ve belirsiz caydırıcılık.

2022'de Ukrayna'ya yönelik saldırı öncesi ve sırasında yaptığı açıklamalarda Putin, NATO genişlemesini Rusya için temel tehdit olarak çerçeveledi; Ukrayna meselesini yalnızca güncel bir kriz değil, tarihsel ve jeopolitik bir hesaplaşma olarak sundu. Aynı konuşmada “özel askerî operasyon” ifadesini kullandı ve hedefleri “silahsızlandırma” ve “Nazilerden arındırma” gibi kavramlarla çerçeveledi. [16] Bu dil, doğrudan “savaş” kelimesini merkeze almak yerine, eylemi güvenlik ve tarihsel görev anlatısı içinde yeniden adlandırır.

Putin'in tarihsel çerçeveleme stratejisi üzerine yapılan analizler, onun Ukrayna'yı bağımsız bir siyasi özne olarak değil, Rus tarihsel anlatısının parçası olarak konumlandırdığını vurgular. [17] LMU Munich tarafından yayımlanan bir analiz de Putin'in söyleminin savaşın meşrulaştırılmasında tarih, jeopolitik ve uluslararası hukuk iddialarını birlikte kullandığını; buna karşılık uluslararası toplumun bu savunmayı büyük ölçüde reddettiğini belirtir. [18]

Putin'in en güçlü dolaylı tutum aracı ise caydırıcı belirsizliktir. Aynı 2022 konuşmasında dışarıdan müdahale edecek aktörlere karşı sonuçların tarihte görülmemiş olacağı yönünde uyarıda bulunmuştur. [16] Burada tehdit doğrudandır, fakat tehdidin içeriği belirsizdir. Ne yapılacağı, ne zaman yapılacağı ve hangi eşiğin tam olarak aşılmış sayılacağı açıkça belirtilmez. Bu, klasik hesaplı belirsizlik örneğidir.

Rus stratejik iletişimi üzerine yapılan bazı çalışmalar da Rusya'nın belirsizlik, bilgi savaşı ve karşı tarafın karar alma sürecini zorlaştırma tekniklerini kullandığını tartışır. [19] Bu nedenle Putin'in dolaylılığı, “zarif diplomatik dolaylılık” değildir. Daha çok sis üretme, seçenekleri gizleme ve muhatabı sürekli ihtimal hesabı yapmaya zorlama stratejisidir.

Putin, dolaylı tutum stratejisini en yoğun kullanan liderdir; fakat bunu çoğu zaman manevra alanı açmak için değil, belirsizlik ve caydırıcılık yoluyla baskı kurmak için kullanır.

Bu modelin dersi önemlidir: Dolaylılık ahlaki olarak nötr bir araçtır. Aynı teknik bir liderde müzakere alanı, başka bir liderde tehdit alanı üretebilir. Dolaylı tutumun değeri, yalnızca ne kadar incelikli olduğuyla değil, hangi amaca hizmet ettiğiyle ölçülmelidir.

7. Dört liderin stratejik profili

Trump: mesajı çarptırarak güç üretir

Trump'ın iletişiminde ana araç netlik, saldırganlık ve tekrar edilebilir slogandır. Dolaylılık düşük, cepheleştirme yüksektir. Bu strateji seçmeni harekete geçirmede etkili olabilir; fakat muhataplara onurlu çıkış yolu bırakma kapasitesi düşüktür.

Temel formül:

Ben söylüyorum; karşı taraf ya benimle ya bana karşı.

Macron: mesajı katmanlandırarak alan üretir

Macron'un iletişimi kavramsal, diplomatik ve çoğu zaman çift yönlüdür. Karşı tarafı doğrudan köşeye sıkıştırmadan yeni çerçeve kurmaya çalışır. Ancak bu dil bazen fazla soyut ve elitist algılanabilir.

Temel formül:

Sorunu yeniden çerçeveleyelim; herkesin geri adım atabileceği bir zemin kuralım.

Erdoğan: mesajı sahneye göre kodlar

Erdoğan'ın söylemi iç politikada daha doğrudan, dış politikada daha dolaylıdır. Bir yandan güçlü halk-elit, mazlum-zalim, yerli-yabancı çerçeveleri kurar; diğer yandan dış politikada kapıları tamamen kapatmayan bir denge dili kullanır.

Temel formül:

İçeride mobilize et; dışarıda alanı açık tut.

Putin: mesajı sis ve tarih içinde yerleştirir

Putin'in söylemi doğrudan hedef göstermekten çok, tarihsel anlatı, güvenlik tehdidi ve belirsiz caydırıcılık üretir. Bu, yüksek düzeyde dolaylılıktır; fakat çoğu zaman yapıcı değil, baskıcı niteliktedir.

Temel formül:

Karşı taraf ne yapacağımı tam bilmesin; ama bedel ödeyeceğini düşünsün.

8. Sıralama: kim dolaylı tutum stratejisini ne kadar kullanıyor?

Burada iki ayrı sıralama yapmak gerekir. Çünkü “dolaylı tutum” iki farklı anlamda kullanılabilir.

A. Eğer dolaylı tutum “hesaplı belirsizlik ve örtük baskı” demekse

  1. Putin
  2. Erdoğan
  3. Macron
  4. Trump

Bu ölçüte göre Putin açık ara öndedir. Çünkü tarihsel anlatı, belirsiz tehdit, örtmece ve caydırıcı ima onun söyleminde sistematik biçimde kullanılır. Erdoğan da özellikle dış politikada çok muhataplı ve dengeli bir belirsizlik üretir. Macron bu tekniği daha sınırlı ve diplomatik bağlamda kullanır. Trump ise çoğu zaman belirsizlikten çok doğrudan cepheleştirme üretir.

B. Eğer dolaylı tutum “muhataba manevra alanı bırakma” demekse

  1. Macron
  2. Erdoğan
  3. Trump
  4. Putin

Bu ölçüte göre Macron öne çıkar. Çünkü onun dolaylılığı çoğu zaman karşı tarafı açıkça küçük düşürmeden pozisyon değiştirmeye çağırır. Erdoğan dış politikada bu alanı kısmen açar; fakat iç politikadaki sert cepheleştirici dil bu puanı düşürür. Trump nadiren manevra alanı bırakır. Putin ise belirsizliği yüksek düzeyde kullansa da bu çoğu zaman muhatabın onurlu çıkış yolunu genişletmekten çok, caydırıcı baskıyı artırır.

C. Genel değerlendirme

SıraLiderDolaylı tutum tipi
1PutinBaskıcı / caydırıcı dolaylılık
2MacronDiplomatik / yapıcı dolaylılık
3ErdoğanHibrit / bağlama göre değişen dolaylılık
4TrumpDüşük dolaylılık, yüksek doğrudan baskı

Erdoğan ile Macron'un yerleri, hangi ölçütün öne çıkarıldığına göre değişebilir. Yapıcı diplomatik manevra alanı bakımından Macron daha öndedir. Çok muhataplı siyasi kodlama ve iç-dış politika arasında geçiş yapma bakımından Erdoğan daha güçlüdür. Putin ise teknik olarak en dolaylı liderdir; fakat bu dolaylılık çoğu zaman müzakere değil, caydırma üretir. Trump ise en az dolaylı liderdir; ama doğrudanlık üzerinden en yüksek görünürlük ve taraftar sadakati üreten modeldir.

9. Karşı görüşler ve eleştirel notlar

Bu analizde dolaylı tutum stratejisi olumlu bir beceri gibi görünebilir. Fakat bu eksik olur. Dolaylılığın da doğrudanlığın da iyi ve kötü kullanımları vardır.

Birinci karşı görüş şudur: Doğrudanlık bazen daha demokratiktir. Seçmen liderin ne dediğini açıkça anlamak ister. Trump'ın sade, sert ve tekrarlanabilir dili bu nedenle bazı seçmenler tarafından “sahici” bulunur. Sağ popülist söylem üzerine çalışmalar, norm aşan ve doğrudan üslubun destekçiler nezdinde samimiyet göstergesi olarak algılanabildiğini belirtir. [6]

İkinci karşı görüş şudur: Dolaylılık bazen belirsizlik değil, kaçış olabilir. Macron örneğinde görüldüğü gibi, çok katmanlı ve kavramsal dil kimi zaman stratejik olgunluk olarak değil, seçkinci bulanıklık olarak algılanabilir. “En même temps” yaklaşımı bir yandan uzlaştırıcı merkez siyaseti temsil ederken, diğer yandan eleştirmenler tarafından muğlaklıkla ilişkilendirilmiştir. [7]

Üçüncü karşı görüş şudur: Çerçeve kurma bazen hakikati aydınlatmaz, örter. Putin'in “özel askerî operasyon” dili bunun örneğidir. Eylemi nasıl adlandırdığınız, kamuoyunun onu nasıl değerlendireceğini etkiler. Bu yüzden çerçeve kurma yalnızca iletişim tekniği değil, aynı zamanda ahlaki sorumluluk alanıdır.

Dördüncü karşı görüş şudur: Manevra alanı bırakmak ile taviz vermek aynı şey değildir. Bir lider karşı tarafı köşeye sıkıştırmadan da sert mesaj verebilir. İyi dolaylı tutum, mesajın içeriğini zayıflatmaz; sadece muhatabın savunma refleksini gereksiz yere büyütmez.

Mesaj net olmalı; muhatabın onurlu çıkış yolu açık kalmalıdır.

Bu, dolaylı tutum stratejisinin en olgun biçimidir.

10. Ders niteliğinde sonuç

Trump, Macron, Erdoğan ve Putin üzerinden bakıldığında dolaylı tutum stratejisinin dört farklı siyasi kullanım biçimi ortaya çıkar.

Trump bize doğrudanlığın gücünü ve bedelini gösterir. Kısa, sert ve cepheleştirici dil görünürlük üretir; fakat müzakere alanını daraltır.

Macron bize diplomatik dolaylılığın imkânını ve riskini gösterir. Katmanlı dil, karşı tarafa manevra alanı bırakır; fakat fazla soyutlaşırsa halktan kopuk görünebilir.

Erdoğan bize bağlama göre değişen hibrit iletişimi gösterir. İçeride mobilize eden doğrudanlık, dışarıda denge kuran dolaylılık ve geniş ahlaki çerçeveleme aynı liderde birleşebilir.

Putin bize dolaylılığın karanlık tarafını gösterir. Hesaplı belirsizlik, tarihsel anlatı ve ima yalnızca müzakere için değil, baskı ve caydırıcılık için de kullanılabilir.

Dolaylı tutum stratejisi, ne söylediğiniz kadar, karşı tarafın o sözü duyduktan sonra kendini hangi pozisyonda bulduğunu yönetmektir.

Bir iletişim hamlesi, muhatabı tamamen aşağılanmış, sıkışmış ve savunmaya itilmiş bırakıyorsa, argüman doğru olsa bile sonuç başarısız olabilir. Buna karşılık iyi kurulmuş bir dolaylı tutum, muhataba şu imkânı verir:

Ben yenilmedim; sadece pozisyonumu güncelliyorum.

Siyasette, diplomaside ve gündelik ilişkilerde en güçlü dönüşümler çoğu zaman bu cümle mümkün olduğunda gerçekleşir.

Kaynakça

[1] Brown, Penelope; Levinson, Stephen C. “Politeness and Face.” Cambridge University Press excerpt.
Kaynağa git

[2] Entman, Robert M. “Framing: Toward Clarification of a Fractured Paradigm.” Journal of Communication, 1993.
Kaynağa git

[3] Eisenberg, Eric M. “Strategic Ambiguities: Essays on Communication, Organization, and Identity.” International Journal of Communication review page.
Kaynağa git

[4] Donald J. Trump, “The Inaugural Address,” White House Archives, 2017.
Kaynağa git

[5] Analysis of Donald Trump’s rhetorical style, Springer.
Kaynağa git

[6] “Crisis Rhetoric and Right-Wing Populist Incumbency: An Analysis of Donald Trump’s Tweets and Press Briefings,” Cambridge University Press.
Kaynağa git

[7] “Words Don’t Come Easy: En Même Temps,” Berlin Policy Journal.
Kaynağa git

[8] Emmanuel Macron, “Europe Speech,” Élysée, 2024.
Kaynağa git

[9] Loughborough University, analysis of Macron’s diplomatic style.
Kaynağa git

[10] Quantitative analysis of Macron’s speech style, arXiv.
Kaynağa git

[11] Content analysis of Erdoğan’s populist rhetoric, Politikon.
Kaynağa git

[12] “Erdoğan’s Populist Rhetoric and Hate Speech,” American Journal of Qualitative Research.
Kaynağa git

[13] Jeffrey Mankoff and Max Bergmann, “Strategic Ambiguity: Erdoğan’s Turkey in a Multipolar World,” CSIS / NDU listing.
CSIS · NDU

[14] Presidency of the Republic of Türkiye Directorate of Communications, “The World is Bigger Than Five.”
Kaynağa git

[15] Recep Tayyip Erdoğan, UN General Debate speech page.
Kaynağa git

[16] Vladimir Putin speech document, UN Digital Library, 2022.
Kaynağa git

[17] “Decoding Putin’s Speeches,” Russia Matters.
Kaynağa git

[18] LMU Munich, “Putin’s War Rhetoric: Spurious Justifications for Invasion.”
Kaynağa git

[19] “Inherent Strategic Ambiguity Between Objectives and Actions,” King’s College London research portal.
Kaynağa git

#dolaylı tutum stratejisi #siyasal iletişim #Trump #Macron #Erdoğan #Putin #stratejik belirsizlik #manevra alanı